Çok örnek gösterilen İngiliz hükümetinin İRA, İspanyol hükümetinin de ETA ile yapmış oldukları terörü bitirme müzakerelerin esnasında yaşanan olayları iyi incelemek gerekiyor. Dünyada ve kendi ülkelerinde bu görüşmeler yadırganmadığı gibi ihanet terimleriyle de karşılanmamıştır.
İngiliz hükümeti uzun yıllar savaş yürüttüğü İRA’yla müzakere yolunu tercih ettiğinde aynı konuya benze bir sorunla karşılaştı.
İRA 26 Şubat 1993 te İngiliz hükümetine gönderdiği mektupla müzakereye hazır olduğunu bildirdi. Aynı tarih de Major hükümetinin ira ile görüşmesine ilişkin bir tutanak basına sızınca İngiletere’de kıyamet kopmuştu. Major eleştirileri bertaraf etmek için tüm tutanakları yayınladı. Halkın ve medyanın desteğiyle kısmen de olsa barış süreci tamamlandı..
Bunun gibi görüşmeleri daha önceki hükümetlerde dolaylı olarak yapmıştır.
GÖRÜŞMELERİN TARİHLERİ VE AKTÖRLERİ
TC ile PKK arasındaki ilk görüşmeler PKK’nin 15 Ağustos 1984’teki Eruh ve Şemdinli baskınlarından sonra başladı! Genelkurmay’ın görevlendirdiği birçok subay cezaevinde bulunan PKK yöneticileriyle görüştü. Çoğu albay rütbesindeki bu subaylar periyodik olarak PKK’lılarla ‘Kürt sorununun nasıl çözüleceğine ilişkin’ tartışmalar yürüttüler. Bunlar elbette ‘resmî’ görüşmeler değildi. Bu yüzden tutanak düzenlenmedi.
1988-1991 arasında ise devlet, Öcalan’a ‘aracılar’ gönderdi. Bunların hiçbiri resmî devlet görevlisi değildi. Öcalan bu yüzden basına ‘devlet çekinmesin, bir subayını göndersin, görüşelim’ demecini verdi.
Devlet subay yerine Talabani’yi gönderdi. 1993 yılı başında Cumhurbaşkanı Özal, şimdi Irak’ın Cumhurbaşkanı olan Celal Talabani’yi Öcalan’a gönderdi. Öcalan, Özal’ın önerisiyle 17 Mart 1993’te 25 günlük ateşkes ilan etti. 16 Nisan’da ise yine Özal’ın önerisiyle ateşkesi süresiz olarak uzattı.
Ne var ki 17 Nisan günü Özal şüpheli bir ölümle hayata veda etti. Ateşkes de PKK’nin 33 askeri öldürdüğü ‘Bingöl eylemiyle’ sona erdi. Başbuğ, , o dönem Bakü- Ceyhan boru hattı gündemdeydi, bu eylem o projeyi sabote etmeye yönelikti’ dedi.
Ancak, PKK’nin tek taraflı ateşkesine rağmen pkk dönük operasyonların neden devam ettirildiğine ve PKK’nin ‘misilleme’ kararına rağmen, 33 askeri silahsız ve korumasız neden gönderdiklerine değinmedi. Askerleri neredeyse zoraki yola çıkaran komutan Ergenekon sanığı olarak Silivri’de yatıyor.
İKİNCİ ÖNERİ ÇİLLER’DEN GELDİ
1995 yılında bu kez Çiller devreye girdi. Başbakan Tansu Çiller savunma eski bakanlarından Ercan Vurulhan’ı danışmanlık görevine getirmişti. Vuralhan, 1995 Mart’ının ilk haftasında Avrupa’da gizlice görüştüğü Talabani’ye Çiller’den bir mesaj götürdü. Çiller mesajında, Öcalan’dan ‘ateşkes’ talep ediyordu. Vuralhan’ı Ankara’ya yollayan Talabani 14 Mart 1995 tarihinde yazdığı bir mektupla bunu Öcalan’a iletti. ‘Tansu Çiller, siyasi bir çözümün peşindedir ‘ diye de ekledi.
Talabani mektubunda Çiller’in taleplerine de yer vermişti. Buna göre, ‘ PKK önce bir yıl sürecek bir ateşkes ilan etmeli, bu süre içinde şiddet eylemlerine girişmemeli ve terörden vazgeçtiğini ilan etmeliydi!
PKK lideri Öcalan, Çiller’e -Talabani üzerinden- bir mektup gönderdi. Önce ‘diyalog’ istedi. ‘Halka yönelik saldırılardan uzak durulması, PKK’ye dönük operasyonlardan kaçınılması halinde ateşkes ilan etmeye hazırım’ dedi.
Çiller’in koalisyon ortağı SHP’nin eski Dış İleri Bakanı Hikmet Çetin de işin içindeydi. Çetin, Londra’da yaşayan gazeteci Kamuran Karadağ’ı kendine ‘aracı’ seçmişti. O da ‘devleti adına’ üstelik, ‘siyasal çözüm için PKK’nin savaşı sonlandırmasını’ istemişti.
Öcalan, 11 Mayıs 1995 tarihinde Çetin’e de bir mektup gönderdi. Yine ‘karşılıklı diyalog’ istedi. ‘Çözüme ilişkin girişimlerinize anlamlı karşılık vereceğim’ de dedi. Bu karşılık yıl sonunda geldi.
Fakat bunun hemen arkasından Güçlükonak katliamı geldi. 16 Ocak 1996’da Güçlükonak’ta bir minibüs önce tarandı, sonra da yakıldı. Olayda 11 Kürt köylüsü hayatını kaybetti. Genelkurmay hemen bir açıklama yaparak ‘eylemi PKK yaptı’ dedi. Ancak gerçek kısa sürede ortaya çıktı;
Arkasından ‘Öcalan’a suikast’ haberi geldi. Çiller bunun için, dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar ile Ergenekon sanığı, emniyet eski Özel Harekât Başkan Vekili İbrahim Şahin’i görevlendirmişti.
ÇİLLER GİTTİ, YILMAZ GELDİ, ‘ARACI’ DEĞİŞTİ
Çiller ‘ateşkes’ istemiş, Öcalan ‘karşılıklı diyalog’ demiş, ardından önce ateşkes, sonra suikast girişimi gelmişti. 1995 seçimlerinden sonra DYP-SHP Hükümeti’nin yerini ANAP-DYP Hükümeti aldı. Şimdi Mesut Yılmaz başbakandı.
Yılmaz da diğer liderler gibi Kürt sorununun yarattığı sorunların altında eziliyordu. Soluk almak, aldırmak istiyordu. Görevi devralır almaz o da PKK’nin kapısını çaldı. Başbakan Yılmaz’ın ‘özel danışmanı’ yazar Alev Alatlı bu amaçla Avrupa’ya çıkarma yaptı.
Alatlı 16 Nisan 1996 günü Brüksel’de PKK’nin Avrupa sorumlusu Abdurrahman Çadırcı’yla buluştu. Alev Hanım, sorunun siyasal çözümü için ‘yapılması gerekenleri konuşmaya’ gelmişti. Alatlı, Çadırcı’nın sorusu üzerine bu görüşmeden Genelkurmay’ın haberdar olduğunu söyledi.
Görüşmelerin ilk turu ‘başarılı’ geçti. Alatlı ikinci gelişinde Öcalan’a gidecekti. Taraflar belli aralıklarla görüşmelere devam edeceklerdi. Fakat bu kez yeni bir suikast girişimi gerçekleşti! 6 Mayıs 1996 günü Şam’daki PKK okulunun yakınlarında C-4 patlayıcılarla dolu bir minibüs infilak ettirildi. Eylemi Yeşil örgütlemişti. Minibüsün bırakıldığı yer Öcalan’ın geçiş güzergâhıydı. Öcalan o esnada okulda değildi ama mesaj verilmişti.
Öcalan o gece yaptığı televizyon konuşmasında ‘biz barış, kardeşlik diyoruz, bu savaşı bitirelim diyoruz, karşılığında bomba alıyoruz’ dedi. Öcalan’ın suikast girişiminden Yılmaz’ı sorumlu tutması üzerine Alatlı bir daha PKK’ya gitmedi.
NETANYAHU-KARADAYI GÖRÜŞMESİ VE ERBAKAN’IN MEKTUBU
Türkiye’de siyasi istikrar sağlanamıyor, hükümetin biri gidiyor, diğeri geliyordu. ANAP-DYP Hükümeti yürümeyince Refahyol hükümeti kuruldu. Erbakan Başbakan, Çiller yardımcısı oldu. Erbakan hükümeti kurar kurmaz karşısında askeri buldu. - Genelkurmay Başkanlığı hükümetin önüne ‘İsrail’le ikili askerî anlaşmalar’ dosyasını koydu.
Genelkurmay Başkanı Karadayı İsrail’e gitmişti. İsrail’de başbakanlık koltuğunda şimdiki Başbakan Netanyahu oturuyordu. Karadayı o ziyarette (25 Şubat 1997) birçok askerî anlaşmaya imza atmıştı. Hükümete bu anlaşmaların içeriği dahi açıklanmamıştı. Hükümet yine de önüne konan bütün dosyaları onayladı.
Günümüzde ise bu gibi görüşmeleri mevcut hükümeti yıpratmak için, siyasi malzeme olarak kullanmaya çalışmaktadırlar. Öcalan’ın 1999-2005 yılları arasında avukatlarıyla yaptığı görüşmelerin metinlerini incelersek konu daha iyi anlaşılabilir. Örnek olarak Öcalan’ın avukatıyla yaptığı bir görüşmede;
Öcalan-Avni, MHP ye ilişkin yorumlar yapıyor, kendisi geçmişte MHP’li olduğu için, bu çevreyi çok iyi tanıyor. Bu yüzden MHP ile ilgili söylediklerini önemsiyorum. Sizde bunları dikkate alın. MHP’nin ekimde ki kongresinde tam bir kimlik değişikliği yaşanacak. Devlet Bahçeli eski ekibi tasfiye edip yerine akademisyenleri getirecek. Bahçeli’de önemli değişiklikler oldu. Artık farklı etnik kimlikleri kabul ediyor. Ancak, bu kültürlerin sosyal yaşamda kendini yaşatmayı kabul etmekle beraber, kurumlaşmaya karşı çıkıyor. Bu oldukça önemli bir gelişme.
Avukatlar-Evet Avni Özgürel ‘ Öcalan Bahçeliye bir mektup yazarsa bu sürecin gelişimi açısından iyi olur. Ayrıca, Öcalan’ın Bahçeliyi muhatap olarak kabul etmesinin başka yararları da olur’ dedi. Bu düşüncenin kendisine ait olduğunu da vurguladı.(2)
Bu görüşmelerin o tarihlerde yapılıp yapılmadığına dair kamuoyuna bir açıklama yapılmamıştır. Konuyla ilgili yayınlanan hiçbir kitapta tekzip edilmemiştir. Yine Öcalan ve avukatlarının yaptığı ayrı bir görüşmede de Avukatları Öcalan’a şunları söylüyor.
Avukatlar-Görüşmeler gerçekleştiriyoruz, görüşme talebimize olumlu yaklaşılıyor, Mehmet Ali Birand ve Taha Akyol ile de görüştük. Birand sizin sorunun barışçıl yönde çözümünü istediğinizi devletin bildiğini ve bunu tüm alanlara enforme ettiğini, ancak son çatışmaların tehlikeli olduğunu, bu noktada sizin prestijinizi yükseltecek şeyin barış ve birlik mesajları vermeniz ve bunu tüm kesimlere bir şekilde iletmenizin olacağını, Türkiye’nin AB süreci ile sorunu çözeceğini, ancak çatışmaların bu sürecin önünü kestiğini ve devlet içerisinde çözüm istemeyen güçleri kuvvetlendirdiğini belirtti. Taha Akyol 1 eylüle kadar süre vermenizi, savaşa çağrı olarak yorumlandığını, aslında devletin demokratik çözüm mesajlarınızı algıladığını ve açıktan ifade etmese de AB şemsiyesi altında çözümü hedeflediklerini belirterek; beş yıl sabretti iki üç yıl daha sabretmenizi mesaj olarak size iletilmesini istedi.(3)bunun gibi daha birçok örnek verebiliriz. İsmi geçen gazetecilerin Öcalan adına mesajlarını hangi siyasi partinin genel başkanına götürdüğü konusunda hiçbir açıklama da bulunulmamıştır.
Hükümetin bir an önce gizlilik kararını kaldırıp, bu zamana kadar yapılan görüşmeleri hatta Abdullah Öcalan’nın ceza evinde avukatları aracılığı ile kimlerle görüşme yaptığı, hangi gazetecilere ara buluculuk teklif ettiği, kimlere görüşmeci olarak gönderdiği ayrıca bu aracılık konusunda rol oynayan gazetecilerde görüşmenin içeriğini toplumla paylaşmalıdır.
Kaynak:
1-www.sonhaber.com
2-erdal şimşek, imralı pkk yeni karargahı mı s,42 neden kitap 2006
3-erdal şimşek, imralı pkk yeni karargahı mı s,136 neden kitap 2006
4-taraf gazetesi (Apo’ya Genelkurmay faksı)10.7.2010