Arınç: Yazıcıoğlu olayı namus borcumuz
Emniyet'te Teleskopik Cop Dönemi
Tansu Çiller'e Telefonla ŞOK Tehdit
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Asıl Savaş Eşikte

2.Zihni Çakır
Hakan Fidan’ı terör örgütü lideriyle dağ kadrosu arasında kuryelik yapmakla suçlayan ve bu doğrultuda hesap vermeye çağıran hamle, istihbarat dünyasını bile şaşkınlığa uğratan ataktı
12.02.2012 / 00:00


Türkiye gibi stratejik bir coğrafyada bulunan ülkelerin iç ve dış dinamikleri her zaman için dış müdahalelere açık bir görüntü çizer.

Uluslararası İstihbaratın doğası da budur.

İstihbarat teşkilatlarının yapısını sadece iç dinamiklerle sınırlı gören sakat devlet anlayışları, yabancı örgütlerin oyuncağı haline gelirken, bunun bilinciyle kurumsallaşanlarsa hedef ülkelerin dinamikleri arasında cirit atar hatta gündem belirler.

Türk istihbarat teşkilatı olan MİT, senelerce milli bir yapıya kavuşamazken, bu örgütün en üst düzey yöneticilerinin belirlenme sürecinin aktörleri de coğrafyamızda uzun vadeli politikaları bulunan ülkeler ve güç odaklarıydı.

Bu sakat gelenek belki de Hakan Fidan ile bozuldu, ilk kez bölgesinde aktörlüğe oynayan bir iradenin tek taraflı tasarrufu ile İstihbarat örgütünün patronluğuna Fidan getirildi.

Bu kritik hamle, sadece MİT’i her zaman kontrolünde tutan askeri iradeyi değil, bölgedeki satranç oyununun aktörlerini de rahatsız etti.

Fidan böyle bir konjonktür içerisinde, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın artık laçkalaşmış diyebileceğimiz istihbarat toplamadan istihbarata karşı koymaya varan tüm anlayışlarını bir kenara itip, şeffaflaşma odaklı yeni yöntemleri teşkilata kazandırma adımlarını bir bir sıralamaya başladı.

Bu en başta teşkilat içerisinde geçmişten beri bilinen ve geneli yabancı istihbarat örgütlerine angaje olmuş hatta bu örgütlerin kontrolüne girmiş grupları rahatsız etti.

Bu gruplar, teşkilatın yeni anlayışında yer bulamayacaklarını fark etmenin ötesinde, her yeniliğin zorunlu kılacağı tasfiye sürecinin hedefi olacaklarından emindiler.

Öyle ya bir yandan teşkilatı yöneten isim İsrail ve MOSSAD’da tarifi imkansız bir rahatsızlık yaratacak, diğer yandan da bu odaklara angaje olmuş, bu odaklarla geçmişte kirli operasyonlara imza atmış grupların varlığı halen devam edecek… Bu eşyanın tabiatına aykırı bir durumdu.

Haliyle Fidan’ın teşkilatı baştan aşağı yenileme ve Türkiye’nin coğrafyasında oynadığı rol paralelinde yapılandırma hamleleri geldikçe, teşkilat içerisindeki eski alışkanlığı devam ettirme yanlısı gruplarla örtülü bir çatışma süreci başladı.

Bu çatışmalar, Fidan’ı ve onu teşkilatın patronluğuna getiren iradeyi de zora sokacak “sızdırma” operasyonlarını beraberinde getirdi.

Aslında buraya kadar bakıldığında, yaşananlar da, beklenen ve olabilirliği yüksek gelişmelerdi.

Ancak son hamle, yani “Hakan Fidan’ı terör örgütü lideriyle dağ kadrosu arasında kuryelik yapmakla suçlayan ve bu doğrultuda hesap vermeye çağıran” hamle, istihbarat dünyasını bile şaşkınlığa uğratan ataktı.

Bu öylesine akıllıca bir mantığın ürünüydü ki; operasyon sonrasında ben dahil hemen herkes İsrail’e odaklandı. Fidan’dan rahatsızlık duyan ve bu tür operasyonlarına alışık olduğumuz İsrail’in hamlesi olarak değerlendirdik süreci.

Ama kısa bir süre önce İstihbarat teşkilatında üst düzey görev yapmış bir kaynağımla yaptığım görüşmeden şok edici bilgileri, akıllara zarar ittifakın detaylarını öğrendim.

Kaynağım, operasyonun salt İsrail kaynaklı olmadığını, kimsenin aklına bile gelmeyecek bir grupla İsrail’in ittifakının sonucunda gelişen bir operasyon olabileceğini iddia ediyordu.

Kurduğu cümle aynen şuydu:

“Ergenekon operasyonlarının fitilini ateşlemek için gerekli olan psikolojik ortamı yaratmak adına tertiplenen Dink suikastı ve Danıştay Saldırısı’nın arkasındaki halen deşifre edilemeyen bir yapının, MİT’i kontrol altına almak uğruna Ergenekon adıyla sulandırılan yapıların yargıdaki kollarıyla ittifak halinde yürüttüğü bir operasyon bu”

Sordum; Peki İsrail bunun neresinde?

Kaynağım çok netti: “İsrail sadece psikolojik unsur olarak ittifakın içinde yer aldı. Farkındaysanız operasyonun düğmesine basıldığından bu yana siz dahil herkes gizli elin İsrail olduğu kanısında. Yani psikolojik olarak İsrail’in ittifaktaki rolü tam uymuş demek ki. İsrail’e odaklandırılan kamuoyu asıl failleri göremedi”

Sahi “bazı” basın organlarında, bir yandan operasyon haklı gösterilmeye çalışılırken, son birkaç gündür ısrarla Fidan ile İsrail arasındaki doku uyuşmazlığının da satır aralarında işlenmesi sıradan bir rastlantı olabilir mi?

Kaynağım iddialarını daha da öteye taşıdı…

“Yeni Türkiye’nin oluşum sürecinde aktif olmaya çalışan bir zihniyet, değişimin öncüsü olarak gördüğü, siyasi iradeyi istediği an dize getirip kendine biat ettirebilecek kadar kudretli sandığı cemaat içerisine sızıp, bu yapının etiketiyle Ergenekon’dan boşalan alanı doldurma çabasında. Yani yeni tesis edilecek olan derin devletin tek hakimi olma amacı güdüyor. Bu uğurda gördüğü en büyük engel de Hakan Fidan ve onun MİT’e kazandırmaya çalıştığı yeni anlayış olamaz mı? Bir de bu açıdan baksanıza olaylara…”

Aslında uzun zamandır düşünmüyor değilim.

Emniyet teşkilatı başta olmak üzere zihniyet ve yönetim anlayışı köklü değişim yaşayan her kurumda tepe noktaya gelen isimler “The Cemaat” yaftasıyla anılırken birçoğunun en yakın geçmişinde bile cemaat ilişkisi olmaması başka nasıl açıklanabilir ki?

Bu veri ışığında kaynağımın verdiği bilgilere bakılırsa Fidan operasyonu ile başlayan büyük kavga daha buz dağının görünen yüzü.

Asıl kavga asıl savaş eşikte demek yanlış bir sav olmaz herhalde.

Umarım bu kavganın en büyük hedefi olacak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da devletin karanlık dehlizlerindeki bu kirli ittifakı iyi analiz eder. İsminin önüne “cemaatçi” öneki koyma çabasında olanlara karşı daha hassas ve irdeleyici davranır.

Aksi halde kendi kurduğu siyasi istikrar, yerleşik bir hale getirmeye çalıştığı şeffaf devlet düzeni ve bölgesinde milli çıkarları esas alan bir dış politika anlayışıyla elde etmeye çalıştığı liderlik hedeflerini bir bir kaybedecek.

 

Etiketler:
Bu yazi toplam 827 defa okundu
YORUMLAR
sancak1967: 
"..."
Biat kelimesi yerine itaat dah doğru olurdu.Biat ile itaat aynı anlamlı olmayan ama birbieine karıştırılan iki kelimedir.
22.02.2012 / 22:20
Yazarın Diğer Yazıları
YAZARLAR