Arınç: Yazıcıoğlu olayı namus borcumuz
Emniyet'te Teleskopik Cop Dönemi
Tansu Çiller'e Telefonla ŞOK Tehdit
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Ankara'dan Fısıltılar

1.Ahu Özyurt
Geçen hafta Türkiye gündemini altüst eden MİT Operasyonu Ankara’da farklı güç dengelerinin oluşabileceğinin de işareti gibi.
12.02.2012 / 00:00


Başbakan’a en yakın bürokratlardan olan Hakan Fidan ve onun ekibinin üzerine bu denli güçlü gelinmesi muhtemeldir ki Suriye ile ilişkili olacak.

Ama bunu otomatik olarak İsrail’e bağlamamanızı öneririm.

Çünkü birkaç hafta önce üst düzey bir İsrail’li diplomatla yaptığım bir görüşmeyi aktaracağım.

Mavi Marmara’ya karışan bazı askerlerle ilgili dava geri çekildiğinde Tel Aviv’deki bazı kaynaklarım “Ankara bize bir jest mi yapıyor? Erdoğan bunu neden yapsın ki?” diye sordu.

Ben de “Bilemem ama bence sizlerin de Türk basınında artık takıntı haline gelen Hakan Fidan saplantınızdan kurtulmanız gerek” dedim.

Fidan konusunda önyargılı olmadıklarını söyledi. Ama İran’a zaman kazandırdığını düşünüyorlardı. MİT’in genel yapısındaki değişiklikten herhangi bir rahatsızlık duymuyorlardı.

Sadece “Alt seviyede de olsa resmi ilişki düzenine geçmemiz gerek. Yoksa yanlış anlamalara çok uygun bir sürece giriyoruz” dediler.

Şimdi...

Bana bunu söyleyen isim Netenyahu’ya yakın çalışan ve Türkiye’deki iç dengeleri çok iyi bilen biri.

Ama benim de merak ettiğim bir durum var.

Acaba İsrail’in içinde de iki ayrı güç merkezi mi oluştu?

Hamas Lideri İsmail Haniye’nin Şam’ı terketmesi ilginç bir manevra. En azından Ankara’nın bunda çok etkisi olduğu biliniyor.

Bu belli ölçüde İsrail’i de memnun eden bir gelişme. Ama aynı hafta içinde Haniye’nin Katar’ın bütün muhalefetine karşın İran İslam Devrimi’nin yıldönümü kutlamalarına katılması daha da çarpıcı.

Elbette Hamas yıllarca ona destek olan Tahran’a bir çırpıda sırtını dönemez. Hizbullah da öyle. Peki ama o zaman Esad rejimini yalnızlaştırmak için örgütler üzerinden manevra yapmak işe yarar mı?

Ankara’da yapılacak “Suriye’nin Dostları” toplantısına kimlerin ne düzeyde katılacağı önemli.

Bir de ABD Cephesine bakalım. Türkiye’yi çok yakından tanıyan Cumhuriyetçi Senatör John McCain, “Suriye’deki muhalifleri tıpkı Rusya’ya karşı Afgan mücahidleri silahlandırdığımız gibi silahlandıralım” dedi.

Beyaz Saray buna kapıyı kapattı. Askeri seçeneği de en son sıraya yerleştirdi. Bunda Libya’da erken gelen zaferin ardından yaşanan kaosun, Mısır’da bir türlü oturmayan rejimin etkisi büyük.

Şimdi Rusya’ya en azından Esad ailesinin ülkeyi terketmesi için bir opsiyon açılacak gibi.

Baksanıza bütün batılı dergi kapaklarında “Suriye’yi kurtarmak” başlıkları atılmaya başlandı bile.

Kimbilir, belki de Fidan tahmin etmediğimiz kadar “Ulusalcı” çıktığı için hedef oldu.

 

Etiketler:
Bu yazi toplam 1104 defa okundu
YORUMLAR
murathan: 
"hiç bir ülke ben yaptım demez....."
İsrail-İngiltere-ABD gibi ülkeler operasyonlarında ikinci ve veya üçüncü bir ülkeyi kullanırlar.Hakan fidan göreve geldiğinde israil basınında çıkan haberleri sıralarsak çok uzun olur bir( örnek..) Amir Oren imzasıyla Haaretz gazetesinde yayınlanan habere göre özellikle Mossad`ın dış ilişkiler bölümü Fidan`dan endişeli. Fidan`ı (42) Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`a yakın bir kişi olarak da adlandıran habere göre geçtiğimiz hafta yaşanan Mavi Marmara olayı sonrası Fidan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu iki ülke ilişkilerinin değişmesine öncülük ediyor. Fidan`ın olayla ve İHH ile bağlantısının olup olmadığına dair İsrail`in elinde delil bulunmadığı da belirtilen haberde tek `somut delil` olarak Fidan`ın `iktidardaki İslami parti ile çok yakın ilişkileri` gösteriliyor.
14.02.2012 / 01:10
Yazarın Diğer Yazıları
YAZARLAR