Demirören Kupayı Ayhan'ın Eline Attı
BDP'li Vekil Gazetecileri TEHDİT ETTİ
Galatasaray'a KUPAYI Aldırmazdım

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

ABD ve Türkiye'den Esad'a Son Uyarı!

ABD ve Türkiye'den Esad'a Son Uyarı!
ABD'de temaslarda bulunan Dışişleri Bakanı Davutoğlu, ABD Dışişleri Bakanı Clinton'la gündemdeki konu Suriye'ye ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
14.02.2012 / 11:06


Daha önce ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile yılda en az bir kez karşılıklı ziyaretle hem ikili ilişkileri hem de küresel ve bölgesel konuları ele almada mutabık kaldıklarını hatırlatan Davutoğlu, Clinton'ın geçen yılın Temmuz ayında Türkiye'de kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdiğini anımsattı. Clinton ile daha sonra da birçok uluslararası toplantı meselesiyle bir araya geldiklerini anlatan Davutoğlu, Washington ziyaretini de bu yılın ilk iki ayı içinde yapmayı planladıklarını, şimdi bu kapsamda bu ziyareti gerçekleştirdiklerini söyledi.



Davutoğlu, bugün yaptığı görüşmelere, ilk olarak Beyaz Saray'da Ulusal Güvenlik danışmanı Tom Donilon ile başlayıp, Clinton ile devam ettiğini ve en son olarak da ABD Savunma Bakanı Leon Panetta ile bir araya geldiğini söyledi.



Görüşmelerin ana odak noktası Suriye oldu



Davutoğlu, ABD yönetimiyle yaptığı görüşmelerin ana odak noktasını Ortadoğu'daki gelişmeler ve buna bağlı olarak Suriye'deki gelişmelerin oluşturduğunu kaydetti.



Ancak bu konuların dışında, görüşmelerinde, Balkanlar'daki son dönemde Bosna-Hersek ve Kosova bağlamında yaşanan gelişmeler, Kafkaslar'daki gelişmeler ile Azerbaycan-Ermenistan meselesinin de ana gündem maddelerini oluşturduğunu belirten Davutoğlu, ayrıca, İran'ın nükleer programı çerçevesindeki son karşılıklı görüşme talepleri ve bundan sonraki atılacak adımları da ele aldıklarını ve özellikle ABD'nin çekilmesinin ardından Irak'ta sözkonusu olan gelişmelerin de gündemleri arasında yer aldığını bildirdi.



Davutoğlu, bunun yanında PKK terörüne karşı mücadele ve küresel terörle mücadele konusunu da ele aldıklarını dile getirdi.



''En acil gündem insani yardımlar''



Davutoğlu, ''Suriye konusunda, zamanlama olarak, kendisinin Washington ziyareti ile Arap Birliği toplantısının eş zamanlı gerçekleşmesi ve ayrıca özellikle Humus'ta insani durumun gittikçe kötüleşmesinin bu geziye özel bir çerçeve kattığını'' söyledi.



Bu çerçevede, Arap Birliği'ndeki gelişmeler bağlamında Arap Birliği Genel Sektereri Nebil El Arabi ile Washington'dan birkaç kez görüştüğünü hatırlatan Davutoğlu, Arap Birliği Dönem Başkanı Bin Casim El Sani ile ve Tunus Dışişleri Bakanı Refik Abdussalem ile görüştüğünü ve dün de BM Genel Sekreteri Ban Ki-Mun ile özellikle insani durumu ele almak ve bu konuda BM'nin katkısının ne olabileceğini görüşmek üzere telefon diplomasisi yürüttüğünü anımsattı.



Davutoğlu, ''Şimdi de tekrar son gelişmeler ışığında sayın Ban Ki-Mun ile bugün veya yarın bir görüşme yapacağız. Ayrıca, El Arabi ile gelişmeleri ele alacağız'' dedi.



Suriye konusundaki en acil gündemin insani yardımların Suriye şehirlerine ulaştırılması olduğunu ifade eden Davutoğlu, şöyle devam etti:



''Çünkü gerek Humus'tan gerek Zebadani'den gelen haberler gerçekten çok kaygı verici. Sadece güvenlik şartları kötüleşmekle kalmadı, yiyecek ve ilaç sıkıntısı had safhaya ulaştı. Onun için BM, Arap Ligi, Türkiye, hep beraber buna nasıl çözü buluruz, bunu tartışıyoruz.



İkinci olarak da diplomasi alanında Tunus toplantısının katılımcıları, formatı, ele alınacak konular da gerek Arap Ligi ile yaptığımız, gerek de Washingon'ta yaptığımız görüşmelerde ciddi şekilde ele aldığımız konular arasındaydı.



Biz bir an önce bir diplomatik sürecin işlerlik kazanmasına büyük önem veriyoruz. 24 Şubat'ta yapılacak toplantıya da katılacağız ve bu toplantı öncesinde de taraflarla teması sürdürerek Tunus'ta yapılacak toplantının muhteva olarak da geleceğe dönük ufuk çizmesine de büyük önem veriyoruz. Esasen Tunus'ta toplantısının yapılması bizim fikrimizdi ve özellikle de bu konu üzerinde Arap Ligi ile temaslarımız olmuştu. Çünkü Tunus Arap uyanışının başladığı ülke ve şu an bu süreçte ilk seçilmiş hükümetin görev başına geldiği ülke.''



Davutoğlu, Tunus'a hem bu çerçevede yapacağı faaliyetlerde başarılar diledi hem de Türkiye'nin her desteği vermeye hazır olduğunu kaydetti.



Davutoğlu, Washington'da ABD yönetimiyle yaptığı görüşmelerde de bu hususları ele aldıklarını söyledi.



Görüşmeleri ''son derece verimli'' olarak değerlendiren Davutoğlu, ''Hem Kongre temasları, hem sivil toplum kuruluşları hem de yönetimle yaptığımız görüşmeler bağlamında Türk-Amerikan ilişkilerinin ne kadar geniş kapsama yayıldığını gösteren güzel bir ziyaret oldu'' dedi.



''Suriye konusunda şu anda diplomatik ve insani adımlar üzerinde duruyoruz, ancak siyasetçiler ve karar vericiler olarak, önümüzdeki tüm seçenek ve senaryoları da düşünmemiz gerekiyor''



Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye'deki krize ilişkin şu anda diplomatik ve insani adımlar üzerinde durduklarını, ancak siyasetçiler olarak, önlerindeki tüm seçenek ve senaryoları da düşünmeleri gerektiğini belirterek, ''Suriye'deki insani trajedi devam ederken sessiz kalamayız. Şu anda diplomatik ve insani adımlar üzerinde konuşuyoruz, ancak umarım diğer senaryolara yönelik planlara gerek kalmaz'' dedi.



Davutoğlu, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, ''Türkiye'nin Suriye içerisinde bir tampon ya da güvenli bölge yaratılması ihtimaline nasıl baktığı ve böylesine bir misyona asker göndermeye niyetli olup olmadığı'' şeklindeki bir soruyu şöyle yanıtladı:



''Tabii ki biz karar vericiler, siyasetçiler olarak, tüm seçenekleri ve senaryoları düşünmeliyiz. Bazı senaryolar tercih edilmez, ama maalesef bugün Suriye'de, hepimizin alarmda olduğu ve hepimizin kaygı duyduğu bir vaziyet var. Ancak bugün, istişarelerimizdeki ve Tunus toplantısındaki gündem, bir siyasi ve diplomatik çözüm, mümkün olduğu kadar erken insani yardımlara erişim sağlanması üzerine olacak.



Beklenmedik durumlara dair planlar konusunda, umarız ki böyle planlar için senaryolar oluşmaz. Ama eğer bir gün bu olursa, tabi ki temel referansımız, bir komşu olarak, insani koşullara yer verilmesi ve sivillerin korunması olacak, çünkü bizden uzakta değiller. Türkiye'de Suriye halkının akrabası olan milyonlarca kişi yaşıyor. Bu insani trajediler devam ederken sessiz kalamayız. Şu anda, atılacak diplomatik ve insani adımlar üzerinde konuşuyoruz, ancak umarız diğer senaryolara yönelik planlara gerek kalmaz. Ancak tüm ihtimaller üzerinde düşünmeliyiz''.



Clinton da, yine Suriye ile ilgili bir soru üzerine, Arap Birliği'nin Kahire'deki toplantısından çıkan kararları desteklerini belirtirken, Tunus'taki uluslararası konferansa uzanan süreçte onlarla yakından çalışmayı arzuladıklarını kaydetti.



Arap Birliği'nin tüm tavsiyelerinin nasıl hayata geçirilebileceği noktasında tartışılması gereken çok zorluğun bulunduğunu ifade eden Clinton, Suriye'ye barış gücü talebinin de, anlaşma ve uzlaşının gerekeceği bir talep olduğunu belirterek, ''Suriye'yi ikna edebilecek mi bilmiyoruz. Bugün zaten bunu reddettiler'' dedi.



Clinton, sözlerine şöyle devam etti:



''Türkiye ve ABD gibi, Suriye'de şiddetin sona ermesi ve değişimin hayata geçmesine bağlılıklarını ortaya koyan ülkeleri biraraya getireceğimiz Tunus'taki toplantıda tüm fikirleri tartışacağız. Nihayetinde, Esad rejimini, Suriye'ye hepimizin kınadığı bir neticeye götürdüğüne ikna edebilmek önemli olacak. Suriye'de bir iç savaş görmek istemiyoruz. Hiç kimse bunu istemiyor. Dolayısıyla Esad rejimini ve onu destekleyen çevreleri, ya barış ve demokratik değişime açılan ve bizim de desteklediğimiz yol, ya da hepimizin kınadığı, kaos ve şiddet getiren yol olduğunu anlamalarını sağlamamız lazım''.



AA

 


Etiketler:
Bu haber toplam 1361 defa okundu
YORUMLAR
YAZARLAR