Özbek, eğitim kalitesinde çıtayı yükseltmenin sırrının, öğrenci-öğretmen-veli ayaklarındaki uyumun ve başarıya odaklanmada yattığına işaret etti. Zihni Çakır’ın sorularına tüm içtenliği ile cevap veren Kadriye Özbek röportajını ilgi ile okuyacaksınız...
Zihni Çakır: Hocam, sizin göreve gelmenizden sonra Dede Korkut Anadolu Lisesi, sanki sihirli bir değnek değmişcesine hem Pursaklar hem de Türkiye çapında önemli başarılara imza attı. Hatta Pursaklar dışından birçok velinin okul kayıt döneminde Pursaklar dede Korkut Anadolu Lisesi için çırpındığını biliyoruz. Pursaklar’ı da şaşırtan bir o kadar da memnun eden bu başarılı sürecin sırrı nedir hocam?
Kadriye Özbek: Eğer konuştuğumuz konu eğitim ve öğretimse orda sihirli bir değnek olmaz. Bir süreç vardır eğitimde doğru yönetilmesi gereken süreçler vardır. O süreçleri doğru yönetir ve kurumunuzla ilgili kanunlar çerçevesinde yönetmenlikler çerçevesinde doğru hedefler koyarsanız, hem okul içi hem okul dışı eğitim öğretimin tüm taraflarını motive ederseniz. Doğru motive ederseniz, ortak hedefe yöneltebilriseniz başarıyı yakalıyorsunuz. Bence okul içi, nedir okulla ilgili taraflar, veli, öğrenci, öğretmen, okul dışında sizin okulunuz için destek alacağınız kurumlar vardır. Sivil toplum kuruluşları, belediyeler, üst kurumlarınız, bunların hepsinin desteklerini alabilmeniz önemli. Sizin koyduğunuz hedeflere onların desteklerini almak için onları da inandırabilmeniz önemli. Bunları doğru yaptığımızı düşünüyorum ama bana göre tüm bunların içerisinde öğretmen unsuru çok önemli. Siz bu çalışmaların hepsini öğretmenlerle yapıyorsunuz. Öğretmen yapılan çalışmalara inanırsa, motive olursa okullarda yapılamayacak hiç bir çalışma yok diye düşünüyorum. Benim buradaki amacım şu; Ankara’nın gelişmiş okulları var. Artık yerleşmiş, kurumsallaşmış, isim yapmış, güçlü okulları bunlar. Her açıdan güçlü okullar. Bu okullara müdür olarak gitsem benim yapabileceğim çok fazla bir şey olmaz. Dolayısıyla şunu; hani bir çalışma yaparsınız, herkes o çalışmayı ütopık görür, sızı bu çalışmanın ayağı yere basmadığına inandırmaya çalışır, bu çalışma olmaz, bu yürümez, bununla boş yere uğraşmayalım der. Halbuki inandığınız surece elinizde bir genç potansiyel var, öğrenci potansiyeli, bir müthiş enerji ve yine bizim öğretmenlerimizin yaş ortalaması genç. Bunu avantaja çevirebiliriz okul olarak diye düşündüm. Çok güzel bir hedef koyduk. Bu hedefleri de belirlerken toplam kalite çerçevesinde uyguluyoruz. Öğretmenlerimizle, vizyon belirleme misyon belirleme, işte stratejik planlamamızı yaptık. O vizyon-misyon çerçevesinde onunla bağlantılı çalışmaları yürütme işini ekip ekip öğretmenlerimizle yapıyoruz. Yapılan çalışmalara öğretmenlerimizin bir katkısı ve fikri oluyor. Çalışmayla ilgili öğrencilerimize de vizyonumuzu ve misyonumuzu tam manasıyla anlattığımız zaman ve tüm öğrencilerimiz bu okulun vizyon ve misyonunu anladığında ve üçüncü ayağı olarak velilerimizin olayı anladığında, bizim çalışmalarımızın çok daha iyi yerlere gideceğini görebiliyoruz ve üst kurumalara hedefimizi ve olayı tam olarak anlattığımızda gereken katkıyı alıyoruz.
Zihni Çakır: Bir gerçek var ki Pursaklar dışından bakıldığında Pursaklar eğitim kalitesi düşük, eğitimli nüfus sayısı az bir imaja sahip. Durum böyle olunca sizin sözünü ettiğiniz bu kalitenin yükseltilmesi sürecinde velilerden aldığınız destek konusunda sıkıntılarınız olmuyor mu?
Kadriye Özbek: Şimdi tüm anne babaların tek düşüncesi, hayattaki yegane varlıkları olan evlatlarının iyi eğitilmesi, yetiştirilmesi hayata ailesine ve ülkesine kazandırılması. Burada hepimiz aynı fikirdeyiz. Dolayısıyla evet böyle düşünüyor ama yol yöntem konusunda bilgi sahibi değil veli. Yani bunu nasıl yapacak, ne sakilde çocuğunu hangi okula verecek, çocuğunun kapasitesi nedir, hangisini başarır neyi başaramaz... İzleyeceği yol yöntemle ilgili belki velilerin sıkıntısı olabilir. Bizim velilerimizle alakalı yani Anadolu Lisesi velilerimizle yaptığımız toplantılarda okulun amaçlarını ve yapmak istediklerini doğru ifade ettiğimizde kesinlikle destek alıyoruz. Yani hangi velimiz hangi iş ve mesleğin sahibi ise; onunla ilgili bize geliyor, sıkıntılarımızı anlattığımızda ben şu katkıyı okula sunarım diyor. Bu da okulumuzun gelişimi acısından çok önemli. Yani velilerimizin katkısı okulun gelişimini sağlıyor. Biz fikren bunu ifade ediyoruz. Velilerimizde işin alt yapısıyla ilgili destek sunuyor. Ancak tabi Pursaklar’da sizinde söylediğiniz gibi eğitim öğretimin kalitesi acısından diğer ilçelerimizle karsılaştırırsak sorun yok dersek bu yanlış olur. Sorun var elbette var. Benim tespit ettiğim birsey de var ki; yeni bir ilçe olmanın yeni kurulan bir ilçe olmanın müthiş bir heyecanı var bu ilçede. Projelere dönüştürülürse ki dönüştürülüyor mesela ilçemizin kitap okuma projesi velilerin öğrencilerin yarışa girerek her yıl yapılıyor bu sene mesela 2’nciı olacak sanırım, mesela bana göre çok önemli bir proje. Öğrenci okuyacak veliyle yarışacak bu yarımşa sonuçta ödüllendirilecek. Bu çok teşvik edici. Biz de buna bir destek olması amacıyla okul olarak ikinci donem kitap sayımızı 5000’e tamamlamak üzereyiz. Biliyorsunuz Pursaklar da bir kütüphane yok. Halkımıza ve öğrencilerimize ödünç kitap servisi acıyoruz. Sayın Belediye Başkanımızı da okulumuza davet ettik kendisine kütüphanemizi de gösterdik. Okul olarak bizim kendi imkanlarımızla yaptığımız çalışmayı sunduk. Kendilerinden desteklerini alabileceğimizi öğrendik.
Zihni Çakır: Öyle zannediyorum eğitim kurumlarına ülka çapında en büyük destek şimdi yerel yöneticilerden geliyor. Pursaklar’dda da bu yönde ciddi bir çaba var. Belediye Başkanı sayın Selçuk Çetin’in eğitim camiasının bir ferdi olmasından kaynaklı kolaylaştırıcılık oluyor mu? Bunu bir şans olarak değerlendirmemizde bir beis olur mu?
Kadriye Özbek: Okulların sorunlarını biliyor sayın başkan. Bir okulda nelere harcama yapılır, nelere yapılmazsa öğrenciler sıkıntıyı yaşar, idare sıkıntı yasar, sayın başkanımız bunarlı biliyor. Bizimde böyle kendimizi paralarcasına birsey anlatmamıza gerek kalmıyor. Akla yatkın ayakları yere basan projeler olursa desteklerini esirgemiyor. Mesela gecen yıl Dede Korkut şenliklerinde çok yardımda bulundular. Çok bildiğim kadarıyla bu atasözü resimleme yarışmasının da hediyelerini belediyenin aldığını biliyorum bunlar eğitim öğretimi geliştiren önemli katkılar belediyemize teşekkür ediyorum eğitim öğretimin kalitesiyle ilgiliydi sorunuz diğer ilçelerle kıyas yapmak yanlış yanı 60-70 yıllık ilçelerle bu kadar genç bir ilçenin karşılaştırılması doğru değil elbette eksikler var bu gençliği ve genç ilçemizi benim alanım tarih ben arkadaşlarla konuşurken de soyluyorum Osmanlının kurulusuna benzetmek lazım kurulusun heyecanı var su anda ama o heyecan Osmanlıdaki gibi büyük başarılara imza atacak noktaya gelecek. Sayın başkanımızın ve belediyenin her turlu katkıyı sağlayacağını da biliyorum. Gecen yılkı çalışmamızda bizim burada 5 saate yakın burada hem belediye başkanımız bizimleydi hem de kaymakamımız yeniden teşekkür ediyorum.
Zihni Çakır: Sayın hocam, inkar edilmez bir şekilde devlette ciddi bir zihniyet değişimi yaşanıyor. Siz yıllardır gerek okul gerekse eğitim şubelerinde yöneticilik görevlerinde bulundunuz. Devletteki bu zihniyet değişimi eğitim alanında da kendini hissetiriyor. Siz tecrübelerinize dayanarak eskiye nazaran yeni devlet anlayışında eğitim alanında kolaylaştırıcı noktalar hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?
Kadriye Özbek: Tabi ki kanunlar ve yönetmelikler bizi desteklemeli katılıyorum söylediğiniz şeye. Biz yapacağımız işleri bir usule esasa dayandırmak zorundayız yönetici olarak. Bu anlamda kanunlar bize destek verir mahiyette; orda bir sıkıntı yok ama bu meslekte yönetici ve öğretmen yeterliliğinin bana göre her zaman kalitesinin artırılarak yola devam etmesi gerekiyor. Hem yönetici kalitesi hem de öğretmen kalitesi. Bir kalite var elbette ama bunun sonu sınırı yok. Tabı bunun en iyisi olabilir. Bu konuda belki biraz şey bulunabilir ama okul yöneticiliğini diğer tüm yöneticiliklerden farklı görüyorum ben. Çünkü okul yöneticisi kendisine çok güvenmeli, çok birikimli olmalı, çünkü karsısında genç, geleceği emanet edeceğiniz, düşünen, teknolojiyi çok iyi bilen ve hep yenilenen bir nesil var. Sİz yaşlanıyorsunuz ama onlar hep genç yani sizin eğittikleriniz hep genç. Dolayısıyla siz kendi döneminizde kalmayacaksınız, kendinizi yenileyeceksiniz, öğrencinin gerisinde olmayacaksınız. Ama bu şu anlamada geliyor; yani kuşakların birikimini de öğrencilere aktarmak gerekiyor. Ben şuna inanmıyorum; okullarda konser için gruplar çağırılıyor ya, bu guruplar, gurup çağırmalar yada bizim kültürel yapımıza toplumsal yapımıza uymayan çalışmalar yapılıyor; yıl sonu çalışmaları gibi... Bunların yenilenmesi ve kendisini geliştirmesi lazım. Mesela ilköğretimlerdeki kermesler... Ben bunları hiç takdir etmiyorum. Ne katkı sunar kermes okula? Dolayısıyla bunların yenilenmesi, tekrar yapılandırılması, öğrenciyi geliştiren hatta veli ayağını düşünmek lazım hatta ve hatta bizim ilçemizdeki bizim okulumuzun yaptığı Dede Korkut Şenliği’nde hedeflediğimiz gibi tüm ilçeye katkı sunacak bir kültürel aktivite... Liselerin bu anlamda bizim ki gibi genç ilçelerde özellikle öncü rolü oynaması gerekir. Bir görevi de o olması gereklidir ki mesela sayın bakanımızın ‘okullar hayat olsun’ projesi bu olayla çok örtüşüyor. Öğrencilerin okuldan istifade edebilmesi ile ilgili çalışma yapılması lazım. Bunu yapabilmek hiç zor değil.
Zihni Çakır: Bu arada özel okullar ile devlet okulları arasında geçmişte büyük farklar bulunduğundan söz edilirdi. Ancak şimdi durum farklı. Örneğin sizin okulunuz elde ettiği başarılarda bir çok seçkin ve isim yapmış sayılan özel okulları geride bıraktı. Bu noktaya nasıl gelindi ya da siz bu yöndeki değerlendirmelere katılıyor musunuz?
Kadriye Özbek: Özel okullarla da hiç devlet okullarını ölçmüyorum. Benim 30 senelik meslek hayatımda özel okul karsısında asla kompleksim olmadı. Çünkü özel okuldan hiç eksiğimiz yok. Aksine bizim özel okuldan fazlamız var. Belki araç gereç donanım acısında küçük bir fark olabilir. Bakın büyük demiyorum, devlet okullarında da artık sınıflarda da projeksiyon var. Bilgisayarlarımız yeterli. Donanım açısından da özel okullardan geri kaldığımız düşünmüyorum. Hatta öğretmen kalitesi acısından... Yani düşünelim, şöyle düşünelim bu arkadaşlarımızın hepsi devlet okullarından mezun oldu. O zaman kalite nerdedir? Bana göre idealizemdedir. Öğretmenin mesleğini ne kadar sevdiğinde, kendini geliştirmek için ne kadar caba sarfettiğindedir. İster devlet okulunda olsun ister özel okulda. Ben özel okullardan geri olduğumuz konusuna hiç bir zaman katılmadım şu anda da katılmıyorum.
Zihni Çakır: Hocam Pursaklar’da hep yep yeni ve özgün projeleri hayata geçiren bir kurumsunuz. Pursaklarlı’ya ve velilere yeni proje müjdeniz var mı?
Kadriye Özbek: Kütüphanemizle ilgili projemiz şu anda hayata geçmek üzere. İkinci dönem bunun açılışını törenle yapıcağız. Sizi de davet edeceğiz. 5000 kitap, bu sayıyı artırmaya çalışıyoruz. Tüm kurumlardan kitap bağışı isteğimiz oldu. Öğrencilerimiz velilerimiz getirdiler. Küçük miktarlarda da okulumuz durumuna göre bir yardımda bulundu. Belediyemizden de popüler bilim kitaplarıyla ilgili bir kitap talebimiz oldu, yazdık yazımızı oradan da bir beklentimiz var. Ödünç kitap verilecek... Belediyemize de yeniden teşekkür ederek herkesin desteğini bekliyoruz. Kitap fazla olacak ki raflardan boşalan kitapların yerine yenisini koyalım. Bir projemiz daha var. Aslında çok iddialı bir proje ama bunu ben başka okul müdürü arkadaşlarla da paylaştım. ‘Hocam tam oturabilirseniz bizde katılırız’ dediler. Bu proje sıfır ceza idi. Yanı disiplin cezası alan öğrencileri ikna yoluyla onların kendi yaptıkları yanlışları fark edebilmelerini sağlayıp ve yaptıkları yanlışlarla ilgili çözümün parçası olmalarını sağlayacak bir sistem oluşturmaya çalıştık. Birinci dönemi tamamladık ve hiç disiplin cezası vermedik. Çok iddialı konuşmak da istemiyorum. Olağanüstü bir durum olur birine ceza vermek zorunda kalabiliriz; ama yıl sonuna kadar bu projeyi devam ettirebilirsek Türkiye’de önemli bir başarıya da imza atmış olacağız. Yanı eğitim öğretimle ilgili okulumuz dereceler yaptı, disiplinle ilgilide böyle bir çalışmayı da tamamlarsa çok çok özel bir okul olacağını düşünüyorum. İnşallah ikinci donemde ceza vermeden kapatabiliriz. Sıfır ceza projemiz hayata geçerse gelecek yıl çok çok daha önemli projelerle beraber oluruz.
Zihni Çakır: Hocam sorularımıza açık yüreklilikle cevap verdiğiniz için öncelikle size çok teşekkür ediyoruz. Son olarak eklemlek istediğiniz birşey var mı, Pursaklarlı’ya mesajınız var mı?Ve ayrıca Pursaklar’da olmaktan memnun memnun musunuz?
Kadriye Özbek: Bu okulda çalıştığım için memnunum. Çünkü ben biraz şehir merkezinden ayrılıyım uzak bir ilçe olsun dinlenip yenilenirken de birikimimi henüz böyle gençlerimize aktaralım düşüncesindeydim. Ama çok çok acık konuşmak gerekirse, benim iddiam şu; yani açık gönüllülükle söylemek istiyorum, hani bir şeyi çok isteyip yapmak isterseniz ya olmaz, şu olmaz bu olmaz, benim burada eğer bir ispat gerekiyor ise ispatlamaya çalıştım şey şudur ki; her şartta her halükarda ve her iklimde siz gönlünüzü ortaya koyarsanız dört dörtlük çalışmalar çıkartır çok değerli insanlar ülkenize kazandıra bilirsiniz. Genç yönetici arkadaşlarımıza örnek verici çalışmalar yapmaya çalışıyoruz. •