ASLAN DEĞİRMENCİ / ANKARA - MİLAT GAZETESİ
ŞÜPHELİ ölümüyle dikkat çeken MİT’çi Kaşif Kozinoğlu’nun el yazması orijinal mektuplarında yer alan Alman İstihbaratı ile Kemal Kılıçdaroğlu hakkındaki iddialarla ilgili haberimiz ses getirdi. Ergenekon Terör Örgütü iddiasıyla yapılan soruşturmalarda Ergenekon yapılanmasını deşifre eden ve davada tanık olan isimlerden Yazar Zihni Çakır, iddiaları Milat’a değerlendirdi. Çakır, Alman istihbaratı BND’nin, AK Parti’ye alternatif bir siyasi adres meydana getirmek için ana muhalefet partisi üzerinde ciddi bir operasyona imza attığını öne sürdü. Çakır, Baykal’ın skandal kasetle koltuktan indirilmesinin de bu operasyonun bir parçası olduğunu söyledi.
Cevap bekleyen sorular
Çakır, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Esrarengiz Almanya ziyaretleri bir dönem manşetlerden inmeyen Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu gayri ahlaki süreç sonrasında CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturmasını tesadüf olarak değerlendirenler ya da Kemal beyin tabanın isteği ile o koltuğa oturduğu iddiasında bulunanlar, Kılıçdaroğlu’nun Almanya’daki gizli görüşme ve ziyaretlerinin maksadını açıklamalıdır. Üstelik o çok tartışılan ve bir türlü üzerindeki esrarengiz hava kalkmayan Almanya gezilerinin, Baykal’a kurulan komplo ile zamansal olarak örtüşmesi olayın bir tesadüfe bağlanamayacak kadar somut olduğunu gösteriyor.”
Derin kodlar
Ergenekon ile BND arasında derin bir bağlantının olduğunu vurgulayan Çakır, “Sayın Baykal’a kurulan komplonun Ergenekon’un medya dalgasındaki bazı şüphelilerin konuşma kayıtları ve yazılı belgelerinde göze çarpıyor. Yine Ergenekon ile BND arasında Hablemitoğlu suikastıyla kendini açığa veren kirli ilişki, geçmişte İngiliz ve İsrail İstihbaratlarının yatak odası müdavimiyken şimdilerde kendilerini Alman istihbaratının kollarına teslime eden isimlerin bugün Ergenekon dava ve soruşturmalarının kuvvetli delillere dayalı şüphelisi olmaları ve aynı isimlerin Baykal komplosunda baş aktör pozisyonunda bulunması nasıl bir operasyonla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor” dedi.
Ergenekon ve BND arasındaki derin bağ
“Bölgemizde güç dengeleri değiştikçe, bu sürecin aktörü olmaya namzet istihbarat örgütlerinin aynı düzlemde gördükleri ülkelerde bir takım örtülü operasyonlara başvurması alışılagelen bir olgu” diyen Çakır, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Geçmişte bunun baş kahramanı İsrail ve dolayısıyla MOSSAD idi. Ancak Türkiye’de köklü değişimlerin halk aydınlanmasıyla sinyal vermeye başladığı 1999 -ki bu aynı zamanda Ergenekon denilen yapının reorganize olduğu döneme de denk gelir- yılından bu yana MOSSAD’ın partneri de diyebileceğimiz bir yapının cirit attığını söylemek mümkün. Bu yapı da Alman istihbarat örgütü BND’dir. Geçmişte CIA ve MOSSAD’ın siyasetin şekillendirilmesinden tutun da iktidar belirleme ve iktidar yıkma gibi örtülü eylemlerine alışkın olan Türkiye 1999′dan bu yana bu rolü BND’nin üslendiğine tanık oluyor maalesef. Bu süreç Necip Hablemitoğlu cinayetiyle daha somut bir şekilde işlemeye başladı diyebiliriz. Ergenekon ve BND ortaklığında gelişen bu kanlı suikastın amacı, devlette yaşanacak hem kurumsal hem de zihniyet değişiminin önünü tıkayacak kaotik bir ortam yaratmaktı demek mümkün. İşte o dönemde en önemli eylemlerinden birine damga vuran BND’nin, Ak Parti’ye alternatif bir siyasi adres meydana getirmek adına Anamuhalefet Partisi üzerinde ciddi bir operasyona imza attığını söyleyebiliriz. Kastım CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal’ın skandal kasetle koltuktan indirilmesidir.”
Operasyonun arka planı!
“BND’nin bir eylemi de Deniz Feneri davasıdır” diyen Çakır, ” Bu dava gündeme geldiği gün, kaleme aldığım yazılarda, bunun bir BND ve Alman misyonerliğinin operasyonu olduğunu ve Türkiye’de siyasete şekil vermeyi amaçladığını öne sürmüştüm. Bugün ortaya çıkan durum bu iddiayı da güçlendiriyor sanırım. Şimdi bakınız, Baykal kasetinin patlak vermesinden kısa bir süre önce Almanya’dan gelen bazı siyasetçiler (Alman), Sayın Baykal ile bir araya geliyor. Bu heyetin içinde hiç ilgisi olmamasına karşın BND’nin en önemli destekçisi olan Frederich Eber Vakfı yöneticileri de var. Bu heyetin amacı Ergenekon operasyonlarına karşı CHP’nin dik bir duruş sergilemesi ve kınama açıklaması yapması. Biz sayın Baykal’ın bu talebe nasıl bir yanıt verdiğini bilmesek de bu beklentiyi yanıtlayacak bir eyleme raslamıyoruz. Ne tesadüftür ki bu cevabı verilmemesi üzerine sayın Baykal’ın kaset komplosu patlak veriyor. Bir ayrıntı daha; sayın Kılıçdaroğlu daha milletvekili iken Almanya’da bi takım temaslarda bulunuyor. Bu temasların muhatabı ise alman parlamenterler ve bazı siyasetçiler. Lakin bu muhattaplar arasında da hep ön planda duran Frederich Eber Vakfı yöneticileri. Yani BND’nin en önemli ayağı. Özellikle Düseldorf’da gerçekleşen görüşmesi bu bağlamda çok manidar.
Şimdi Ankara’daki görüşmeleri, Baykal’ın duruşunu ve Kemal Bey’in Almanya ziyaretlerini yan yana koyunca Kaset komplosunun asıl fotoğrafına ulaşmak zor olmuyor sanırım” dedi.
Karanlık dönem
CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal’ın, CHP Eski Milletvekili Nesrin Baytok ile birlikte olduğu iddiasıyla yayınlanan kasetin ardından Baykal, genel başkanlık’tan istifa etmişti. Bunun üzerine başta genel başkan olmak istemediğini söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu, kısa bir süre sonra inanılmaz bir medya desteği ile Genel Başkan olmuştu.
Derin işler
Aydınlık ekibi tarafından sansürlenen gazetemiz ‘Milat’ tarafından yayınlanan MİT’çi Kaşif Kozinoğlu’nun mektubu, “Alman İstihbaratı ile Kılıçdaroğlu” arasındaki irtibatı ortaya koyan ibareler içeriyordu. Kozinoğlu kendi el yazısı ile “Kılıçdaroğlu, Almanya’ya gittiğinde Alman Gizli Servisi BND mensupları ile görüşmüştür. Almanya anılan belgelerin (Deniz Feneri) bir kısmını Kılıçdaroğlu’na iletmiştir. (BND’nin ağzından bizzat) Alman Gizli Servisi, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanı olmasını desteklemiştir…” diye yazmıştı.
(MİLAT GAZETESİ)
Bu haber toplam 2203 defa okundu